“ ODTÜ Hocam. Hayatlar, Hayaller, Hatıralar ”

23.7.2020
1921 kez Okunmuştur.

  Ulusal basında ses getiren kitabın yazarlarından birisi de Tokatlı bir hemşehrimiz. 1972 Niksar doğumlu Cengiz Polat 1999 ODTÜ Felsefe Bölümü’nden mezun olmuş. TBMM ve Başbakanlık’ta uzun yıllar çalışan Cengiz Polat halen Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluk Başkanlığında Koordinatör olarak çalışıyor. Polat aynı zamanda   25 yıl önce kurulmuş olan ve bu kitabın ortaya çıkmasında destekleri büyük olan ODTÜ Mezunları Birliği Vakfı’nın da yönetim kurulu üyesi.

Kitabın yazarlarından bir diğeri ise 1974 ODTÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü mezunu Salih Paşaoğlu. Paşaoğlu her ne kadar Tokatlı olmasa da yolu Tokat’tan geçmiş. Babası Tokat’ta Ağır Ceza Reisi olan Paşaoğlu Tokat Gazi Osman Paşa Lisesi Mezunu.

 

ODTÜ tarihiyle birlikte ODTÜ’deki farklı renklerin farklı seslerin bugüne kadar belki hiç anlatılmamış yarım yüzyıllık mücadelesini ilk kez gün ışığına çıkaran bu kitap milletimizin zihninde bir klişe haline gelmiş ODTÜ imajını da değiştirecek ve birçok ezberi bozacak.

ODTÜ Mezunlar Birliği Vakfı`nın girişimleriyle hazırlanan bu kitapta sadece bir dönem ODTÜ’de yolları kesişmiş insanların öznel hikayelerini okumayacaksınız. Aynı zamanda bu hikayeler üzerinden Türkiye’nin yarım yüzyıllık çalkantılı tarihinin de izlerini süreceksiniz.

ODTÜ’nün yarım yüzyıllık hikayesi gerçek tanıkları tarafından kaleme alındı.

1963-2015 yılları arasında öğrencilik yapmış şimdi iş adamı, akademisyen, siyasetçi ve bürokrat olarak hayatlarını sürdüren 25 ODTÜ Mezununun hikâyelerinden oluşan kitap sadece ODTÜ’nün değil Türkiye’nin yarım yüzyılına ışık tutuyor.

“Hayatlar, Hayaller, Hatıralar, ODTÜ Hocam” adıyla Kadim yayınları tarafından yayınlan kitap 400 sayfadan oluşuyor.

Kitap, 12 Mart 1971 Muhtırası, 12 Eylül 1980 ihtilali, 28 Şubat 1997 Post-modern Darbesi gibi Türkiye’nin en sancılı dönemlerini ODTÜ’de mütedeyyin ve muhafazakâr kimlikli öğrencilerin gözünden tekrar okuma imkânı sunuyor.

Kitabın editörü aynı zamanda kitaba hayat veren 25 hikâyenin kahramanlarından biri olan Doç. Dr. Zekiye Demir.

Kitap, ODTÜ’nün kısa tarihiyle başlıyor, ardından mezunların kaleminden ODTÜ’nün ve Türkiye’nin 52 yıllık çalkantılı tarihine bir yolculuğa çıkarıyor sizi. Doğru bildiğiniz birçok olayın perde arkasını olayların gerçek tanıklarının kaleminden öğrenince şaşkınlığınızı gizleyemeyeceksiniz.

ODTÜ’nün devrimci imajının arkasındaki gerçeklerle yüzleşmenizi sağlayan kitap adeta ODTÜ solunun anlatılan hikayeleri ile yaşanan tecrübeleri arasındaki çelişkisini gözler önüne seriyor. Bu açıdan, sol ideolojiye de bir muhasebe fırsatı sunuyor.

ODTÜ’yü yeni kazanan öğrencilerin de mutlaka okuması gereken kitap aynı zamanda belgesel niteliğinde bir eser.

Erdal İnönü, Necmettin Erbakan, Turgut Özal ve Doğu Perinçek’in ODTÜ ile ilgili hiçbir yerde duymadığınız ilginç hikayelerine ve daha fazlasına bu kitapta tanıklık edeceksiniz.

Kitaptan Kısa Kısa

Kızım Ayşe tatile çıksın

20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekatının parolası, “Ayşe tatile çıksın” ifadesindeki dönemin Dışişleri Bakanı Turan Güneş’in kızı Ayşe bu kez ODTÜ’deki başörtüsü yasaklarının yılmaz savunucusu “Ayşe Ayata” olarak karşımıza çıkıyor.

“Yine Ayşe Ayata oğluma hamileliğimin son dönemlerinde Kamu Yönetimi bölümümün hocalarının bulunduğu 4. kata günde kırk defa çıkmalarımın birinde koridorun bir ucundan “koridorlarda doğuracaksın atamadık seni bu okuldan” diye bağırdı. Tabi ben de Zekiye, hemen cevap verdim, “Beni atamadığınız gibi doğurduğum çocuk da gelecek bu okula”. Öyle de oldu şükür.”

Zekiye Demir  (1984-1991 Kamu Yönetimi Bölümü)

 

 “101 numaralı yurttaki odamızın bir kat üstüne Deniz Gezmiş taşındı. Balkonu olan özel bir odadaydı. Sabahları derse giderken balkonda gördüğümü hatırlıyorum.

Sonra kalorifer dairelerinde namaz kılan arkadaşların karanlık odalara çekilip dövüldüğü haberleri gelmeye başladı. Sınıftan bir arkadaşımızın alınıp hocaların gözü önünde götürülüp, sorgulanıp dövülmesine bizzat şahit oldum.”

“Sonra bir gün yurdun altında, kalorifer dairesindeki mescit Deniz Gezmiş ve arkadaşları tarafından basıldı. Yatsı namazının bitmesinden sonra minber kırıldı ve halılar toplandı.”

Ahmet Mete SAATÇİ (1968-1973Kimya Mühendisliği Bölümü Lisan ve Yüksek Lisans)

 

“Gün geldi yeşil parkaların altından sten tabancaların uçları görünmeye başladı. Zaman zaman çatışmalarda ölen militanların cenazelerini taşıyan tabutları gösteri aracı haline getiriyor, sol yumrukları yukarıda, sloganlar atarak oradan oraya taşıyorlardı. Her ne kadar gözleri yaşlı anne baba çocuklarının cenazesini istiyorlarsa da vermiyorlardı. Güya yas tutmak amacıyla okullar tatil ediliyor, forum yapmak iddiasıyla dersler bu militanlar tarafından sık sık iptal ediliyordu.

Ömer Rıza Akgün (1963 -1970 Fizik Bölümü)

 

“ODTÜ’de sol kesimden öğrenciler ağırlıkta olduğu için kampüs içinde sağ-sol kavgası olmazdı ama sık sık forum ve boykot yapılırdı. Forum denilen şey şöyleydi: öğrencileri şehirden getiren servis otobüsü kampüse gelince, sol öğrenciler otobüsün önünü keserler ve şoföre kapalı spor salonuna çek derlerdi. Şoförün itirazı mümkün değildi ve doğru kapalı spor salonuna götürülürdük. Hep birlikte sürü gibi salona sokulurduk. Salonda Salvador Allende, Fidel Castro, Che Guevara ve Ho Chi Minh’in resimleri asılırdı. Önce devrimci marşlar söylenirdi. Sonra biri çıkar (mesela Dev-Genç başkanı) nutuk atar; hükümete, milliyetçilere karşı ağzına geleni söylerdi. Bunun adı forumdu.”

Ömer İnan (1970 – 1975 İktisat Bölümü)

 

“ABD’de zorlu bir doktora programına gitmek üzere ODTÜ’den ayrılırken ofislerimizi temizleyen görevli ile de vedalaşmak istedim, çok duygulu bir sesle “hakkını helal et, ben Amerika’ya doktoraya gidiyorum” dedim. Çok üzgün bir şekilde “Geçmiş olsun, Allah şifalar versin” dedi, doktora gideceğimi, ciddi bir hastalığım olduğunu zannetmişti.”

  1. Erkan Türe (1972 -1979 Matematik Bölümü)

 

“…Rektör; …ODTÜ’ye bir cami yapmak lazım, ama ben buna öncülük yapamam. Gidin dernek kurun; ODTÜ Cami Yapma ve Yaşatma Derneği. Sonra bu dernek adına bize gelin talebinizi iletin. Ben de bu talebinize göre size yer vereyim. Ancak bu yere istediğiniz gibi cami yapamazsınız. ODTÜ’nün mimarı Behruz Çinici’den izin almanız lazım, onu bir bulun” dedi.”

Ayhan Özdemir (1977 - 1982 Endüstri Mühendisliği Bölümü)

 

“…1980’ler Türkiye’sinde, 1920’ler Avrupa’sının imkânlarına, “çayımızın kalitesi” hariç, sahip değildik.  Gerçi, “çay” deyip de geçmemek lazım; tartışmalarımızın katalizörü olan bu nadide ürün, entelektüel muhayyilemizin, maddi olup da moral işlevi olan enerji kaynaklarından biriydi! Nükte bir yana, yıllar sonra, doktora sonrası Viyana Üniversitesi’nde görev yaptığım sırada, Viyana kafelerinde çok kahve içmiştim, ama bizim entelektüel sohbetlerimize eşlik eden çayların tadını vermediğini düşünüp, tebessüm ettiğim çok olmuştur.”

Ahmet Kara (1981 - 1986 İktisat Bölümü)

 

“…Ülke meselelerini dert edinen heyecanlı gençler olarak, yurt ortamı dışında daha rahat sohbet edebileceğimiz mekanlar aradık. Türkiye Yazarlar Birliği çevresiyle, TEK-DAV çevresiyle, Bilim ve Sanat çevresiyle o yıllarda tanıştık. Düşünce ufkumuzun genişlemesinde büyük katkısı olan rahmetli Cemil Meriç’i evinde, ömrünün son demlerinde bu çerçevede ziyaret ettik. İsmet Özel, Hüseyin Hatemi, Ahmet Tabakoğlu, Sabri Orman, Ahmet Davutoğlu ve Mustafa Özel gibi entellektüel, şair, yazar, akademisyen ve ilim adamlarıyla bu çerçevede İstanbul’a düzenlediğimiz geziler sırasında tanıştık, birikimlerinden istifade ettik.”

Mustafa Acar (1981 - 1986 İktisat Bölümü)

 

“…Dini yok sayan ve Türkiye’nin tarihi ve sosyolojisi ile bağdaşmadığını düşündüğümüz akademik hegemonyaya karşı kendimizi donatma çabasındaydık. O yıllarda egemen olan soğuk savaşın etkisiyle ak veya kara diye ayrılan dünyada gri alanların olabileceğini düşünüyorduk. Tarih ve dünya olaylarına dair tartışmalarda faaldik. Bilginin İslamileştirilmesi konusunda okumalar yapıyorduk…

… Aldığımız bursları boğazımıza, giyimimize harcamaz, kitaba yatırırdık. Saman Pazarı’ndaki bir yurdun odasında haftada birkaç kez bir araya gelerek, aramızda münazaralar yapar, okuduğumuz kitapları birbirimize aktarırdık. Bu süreçte bir de kütüphane kurmuştuk. Sayımız 14-15 civarındaydı. Bu gruptan benim gibi bir iki yol düşkünü hariç iki rektör, bir yazar ve geri kalanı profesör olmuş şu an alanlarında tanınmış birçok akademisyen çıkmıştır. Yol düşkünü dediklerim yani akademik hayata devam etmeyenlerden ise bakanlık, kurum başkanlığı veya müsteşarlık gibi saygın makamlara kadar yükselenler çıkmıştır.”

Cemalettin Tüney (1982 - 1987 Kamu Yönetimi)

 

“ İlk kayıta annemle gelmiştim. Kayıt parasını ve diğer masrafları karşılamak içinde evdeki bir el halısını satmıştık. Malum! Yoksulluk diz boyu. Kaydımı yaptırıp annemden ayrılırken annem babamdan kalan en önemli hatırası olan parmağındaki evlilik yüzüğünü çıkarıp bana vermiş ve “oğlum mümkünse bozdurma ama çok da zor da kalırsan yapabilecek bir şey yok, bozdur ve harca” demişti. Hayatımdaki en incitici anım, annem ayrıldıktan bir ay sonra paranın suyunu çekmiş olması ve böylece Samanpazarı’ndaki bir kuyumcuda bu yüzüğü bozdurmam olmuştu.”

İsmail Ceritli (1983 - 1988 Çevre Mühendisliği)

 

“ODTÜ’nün en çok kütüphanesini sevmiştim. O zamanlar kitapların arkasındaki cepte daha önce kimlerin kitabı aldığının kaydı olan iki kart olurdu. Beğendiğim kitapların daha önce kimler tarafından ödünç alındığını mutlaka okurdum. O kartlarda felsefe bölümünden Teo Grünberg’in adını çok görürdüm. Kütüphaneden ödünç aldığım kitapların en fazla yüzde onu derslerimle ilgili olurdu. Mezuniyetimden yaklaşık 20 yıl sonra da, 2011-2012 öğretim yılında, neredeyse her gün oğlumu bölümüne bıraktıktan sonra aynı kütüphanede çok verimli bir yıl daha geçirdim. Öğrenciliğimde de, şimdi de, üniversite hoca ve kütüphane demek benim için.”

Ömer Demir (1983 -1990 Kamu Yönetimi Lisans ve Yüksek Lisans)

 

“…Türkiye klasiğinin dışında ki binaları, öğretim kadrosu, asistanları ve öğrenci profiliyle heterojen, liberal ve batılı, sanki Atatürk’ün hayal ettiği Türkiye, kendisinden 45 yıl sonra, Çankaya’da değilde onun hemen batısındaki ODTÜ banliyösünde hayat bulmuştu. Üstelik bu üniversiteyi 1956’da kuranlar da Atatürk’ün Parti mirasını devam ettirenler değil onun muhalifleri olmuştu. ODTÜ, uzaktaki bir okyanusun suyundan adeta Anadolu’nun bağrına paraşütle indirilmiş bir akvaryumu andırıyordu. ODTÜ’nün içindeki hayat ve Ankara’daki hayat başka idi.”

 

Erdal Yılmaz (1983 - 1990 Havacılık Mühendisliği)

 

“Adalet duygusunun inançla bir ilgisinin olmadığını ilk o zaman öğrendim, adil davranma güdüsü insanları ayna kanaatte olmasalar bile başka insanlarla aynı safta buluşturabiliyordu. Kütüphanenin gürültülü kısmında veya ders olmadığı zamanlarda ODTÜ’nün yemyeşil çimenlerinde bir ağaca yaslı halde yaptığımız sohbet ve tatlı sert tartışmalar çok öğretici olmuştur hepimiz için. Birbirimizi kırıp dökmeden ve gerçekten dinleyerek tartışmalarımızı yapar sonra hep birlikte derse girer veya yemeğe giderdik…”

Abdülvahhap Ömer Toprak (1987-1996 İstatistik Lisans ve Yüksek Lisans)

 

“…..TBMM tarafından “Kamu Denetçisi” seçilerek Türkiye’nin ilk ombudsmanlarından olma onurunu yaşadım…

Bir ombudsman olarak yurt içi ve yurt dışındaki çalışmalarda ODTÜ’nün bana kazandırdığı beceri ve perspektifin başarılı sonuçlara ulaşmamda çok önemli rolü olduğunu düşünüyorum.

ODTÜ’nün kazandırdığı analitik düşünme, sorun tanımlama ve çözme yetisi, metodolojik yaklaşım, doğru sonuç çıkarabilme, projeksiyon yapabilme kabiliyeti iş hayatımda bana çok ciddi avantajlar sağladı. Çalışma yaşamım boyunca bu farkı net olarak hissettim. Birbirinden kopuk, alakasız bilgileri hafızaya yüklemenin bir anlamı da yoktu. Asıl olan şey, bilgiler kullanılarak özgün sonuçlar çıkarabilmekti. Tüm bunları hayatın içinde görebiliyor, karşılaştığınız sorunları çözerken fark edebiliyordunuz.”

Abdullah Cengiz Makas (1987 - 1992 İktisat Bölümü)

 

“ Normalde ODTÜ’de okuyan bir öğrencinin hafta sonları dışında sosyal bir hayatının olması mümkün değildi. Ama şunu görmüştüm. İşletme öğrencileri hem Fakülte ’deki diğer bölümlerin öğrencilerinden hem de diğer Fakültelerin öğrencilerinden çok farklıydılar. Bir kere daha özenli giyiniyorlardı. Önemli bir kısmı TED, Tevfik Fikret, Kabataş gibi liselerden mezun olmuştu. Okula arabayla geliyorlardı. Queen, U2, Depeche Mode gibi grupların şarkılarını ezbere biliyorlardı. Freddie Mercury ölünce iki gözleri iki çeşme ağladıklarını gözlerimle görmüştüm. Yılsonu partisi, çaylak partisi, Quack partisi gibi organizasyonlar düzenliyorlardı. Çoğu çok iyi İngilizce konuşuyordu. Gitar çalabiliyorlardı. Taşradan gelen Anadolu çocukları da onların sosyal hayatına uyum sağlamaya çalışıyordu…”

İlker Hüseyin Çarıkcı (1988 - 1993 İşletme Bölümü)

 

“Bir gün fakültede bir afiş gördüm. Alarko Vakfının burs duyurusu idi. Öğrenci işlerine gidip bu burs için başvuru yapmak istediğimi söyledim. Bir form doldurmam istendi. Formda mezun olduğum lise soruluyordu. Tabii ben işkillendim bundan Alarko Vakfı malum, ben de imam-hatip lisesi mezunuyum. Formda imam-hatip mezunu olduğumu belirtirsem Alarko Vakfı bana burs vermez diye düşündüm ama yalan söyleyecek halim yoktu. Forma doğru bilgiyi yazdım, Amasya İHL şeklinde. Ancak hiç umudum yok bursun çıkacağından, imam-hatipli olduğum için vermezler şeklindeki önyargımdan dolayı. Fakat bir süre sonra bana Üzeyir Garih imzalı bir mektup geldi. Mektup da burs başvurumun kabul edildiği ve tarafıma burs tahsis edildiği yazıyordu. Çok şaşırmıştım ve önyargılarımızı kırmamız gerektiğine dair iyi bir ders olmuştu benim için.”

Rafet Bilgen (1988 - 1994 İşletme Bölümü)

 

“Rektörlükten hazırlığa giderken İİBF binasının orada bulunan seyyar satıcının “hocam! Hocam! Kitap” demesiyle bir anda kaçmaya başladım. Tabii bu kaçışın altında yatan sebep, ODTÜ’ye gelmeden önce büyüklerimizin söylediği “ajan” hikâyeleri sonucu İHL mezunu olmamız nedeniyle, bize takılan “hoca” lakabının bilinmesiydi. Meğerse ODTÜ’de herkese “hoca” deniyormuş. Bu klasik hikâyeyi ben de yaşamıştım. Ama o seyyar satıcı beş yıl ordaydı. Yani dedikleri gibi muhtemelen devlet faaliyetindeydi.”

Mehmet Bıçkıcı (1991-1996 Kamu Yönetimi Bölümü)

 

 “ İlk yıllarda olmasa de takip eden yıllarda, belki arkadaşlarım arasında okulun sosyal ve kültürel imkânlarından en çok faydalananların başında gelirim. ODTÜ Havacılık Topluluğu sayesinde Türkiye’nin ilk yamaç paraşütçülerinin arasına girdim. 1980 sonrası kapatılan ODTÜ Felsefe topluluğunu açmak bize nasip oldu. Yine birincisi İstanbul Üniversitesinde, ikincisi ise Hacettepe Üniversitesinde gerçekleştirilen Ulusal Felsefe Kongrelerinde ODTÜ adına tebliğ sunan iki kişinden biri hep ben olmuştum. Bu konuda bizi cesaretlendiren hocalarımıza teşekkürü bir borç bilirim. Sunumlarımızı hazırlarken bize danışmanlık eden Erdinç Sayan Hocamız bizdeki korku ve heyecanı görünce, “Çocuklar, hata yapmaktan korkmayın ve hata yapma hakkınızı kullanın, yapabildiğiniz kadar hatayı şimdi yaparsanız, mezuniyet sonrası daha az hata yaparsınız” diyerek bizi cesaretlendirmişti.”

Cengiz Polat (1992-1999 Felsefe Bölümü)

 

“Dar bir arkadaş grubuna sıkışıp kalmamak, farklı sosyal eğilimi olanlarla ortak noktalar bulmak insanı zenginleştiriyor.  “Devrim ruhu” sebebiyle bolca farklı fraksiyonları olan sol düşünce yapısına aşinalık için iyi bir imkan ODTÜ’de öğrenci olmak. Farklı düşüncelere zihnimizi açmak bize hayatımız boyunca fayda sağlayacak bir düşünce zenginliği ve bakış açısı genişliği sağlıyor.”

İsmail Demir (2008 - 2015 Gıda Mühendisliği Bölümü)

 

 

FACEBOOK YORUMLARI
Eklenme Tarihi : 23.07.2020
Güncelleme Tarihi : 23.07.2020